Neler yeni
xentr_blue_bg_color
xentr_red_bg_color
xentr_green_bg_color
xentr_orange_bg_color
xentr_voilet_bg_color
xentr_slate_bg_color
xentr_dark_bg_color

İzmir'de Psikolog

BenAykut

Kurumsal Üye
Katılım
22 Eyl 2020
Mesajlar
723
Tepkime puanı
8
Konum
Samsun
Web sitesi
www.backlinkim.com
Site Adı: Veya Psikoloji
Site Adresi: Veyapsikoloji.com
Site Konusu: İzmir psikolog
Açıklama:

Kaygı, insanın hayatında zaman zaman ortaya çıkan doğal bir duygudur. Bir sınav öncesinde, önemli bir görüşme öncesinde ya da belirsiz bir dönemde kaygılanmak oldukça normaldir. Ancak kaygı sürekli hale geldiğinde, beden ve zihin üzerinde ciddi bir yük oluşturabilir. Günlük yaşamı zorlaştıran, kişinin odaklanmasını bozan, uyku düzenini etkileyen ve ilişkilerde gerginliğe yol açan bir noktaya geldiğinde artık yalnızca “stres” olarak değerlendirilemez. İzmir’de kaygı yaşayan birçok kişi, kendini sürekli tetikte, huzursuz ve yorgun hissedebilir. Bu durumda psikolojik destek almak, kaygıyı azaltmak için güçlü bir seçenek haline gelir.

Kaygı çoğu zaman yalnızca zihinde yaşanıyor gibi görünse de beden üzerinde de etkileri vardır. Kalp çarpıntısı, mide sıkışması, kas gerginliği, nefesin daralması, baş dönmesi ya da sürekli yorgunluk gibi fiziksel belirtiler kaygının bedensel yansımaları olabilir. Bazı kişiler kaygının kendisini değil, bu belirtileri daha çok fark eder ve “Hasta mıyım?” endişesiyle doktora gider. Oysa yapılan tetkikler normal çıktığında kişi daha da endişelenebilir. Bu döngü, kaygıyı besleyen en yaygın süreçlerden biridir. İzmir’de kaygı ve anksiyete ile baş etmekte zorlanıyorsan, bu süreci anlamak ve yönetebilmek için bir İzmir psikolog desteği almak, kaygının hem nedenlerini hem de sürdüren faktörlerini daha net görmene yardımcı olabilir.

Kaygı genellikle kontrol edilemez gibi hissettirse de aslında belirli düşünce kalıpları ve alışkanlıklarla güçlenir. Kişi sürekli “Ya kötü bir şey olursa?” diye düşünmeye başladığında, zihni olumsuz senaryolar üretmeye eğilimlidir. Bu senaryolar gerçek olmasa bile, beyin bunu gerçek bir tehdit gibi algılar ve bedende alarm sistemini çalıştırır. Bu noktada terapi, kaygıyı besleyen düşünceleri fark etmeyi ve daha gerçekçi bir bakış açısı geliştirmeyi sağlar. Doğru psikolog ile yürütülen bir süreç, kişinin kaygıyla savaşmak yerine onu yönetebilmeyi öğrenmesine destek olur.

Kaygı yaşayan birçok kişi için terapi sürecini sürdürülebilir kılmak da önemli bir konudur. İzmir’de bazı kişiler yoğun tempo nedeniyle terapiye devam etmekte zorlanabilir. Bu yüzden hem ulaşım kolaylığı hem de seansların düzenli ilerlemesi kaygıyı azaltmada önemli rol oynar. Karşıyaka bölgesinde yaşayan veya çalışan kişiler, düzenli devam edebilmek adına Karşıyaka psikolog seçeneklerini değerlendirerek süreci daha kolay sürdürebilir. Çünkü kaygı çalışmasında süreklilik, kişinin ilerlemeyi hissetmesi açısından oldukça kritiktir.

Kaygı neden olur?

Kaygının tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık, çocukluk deneyimleri, stresli yaşam olayları, yoğun sorumluluklar, kontrol ihtiyacı ve belirsizlik korkusu kaygıyı tetikleyebilir. Bazı kişiler çocukluk döneminden itibaren sürekli “dikkatli ol, yanlış yapma, aman sorun çıkmasın” gibi mesajlarla büyür. Bu tür bir ortamda yetişen kişiler yetişkinlikte daha fazla kontrol etmeye çalışabilir ve bu kontrol ihtiyacı kaygıyı yükseltebilir.
Kaygı bazen de bastırılmış duygularla bağlantılı olabilir. Öfke, üzüntü, kırgınlık gibi duygular ifade edilmediğinde, beden bu yükü farklı şekilde taşımaya başlar. Bu da kişide huzursuzluk ve gerginlik yaratabilir.

Kaygı belirtileri nelerdir?

Kaygının belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde sürekli düşünme ve endişe hali ön plandayken, bazı kişilerde bedensel belirtiler daha baskın olur. Kaygıda sık görülen belirtiler arasında huzursuzluk, gerginlik, dikkat dağınıklığı, sinirlilik, uyku problemleri, hızlı kalp atışı, terleme, nefes darlığı ve mide sorunları yer alabilir.

Bazı kişiler kaygı yaşadığını fark etmeden “Ben çok stresliyim, herkes böyle” diyerek kendini normalleştirmeye çalışır. Ancak kaygı günlük işlevselliği bozuyorsa, sosyal ilişkileri etkiliyorsa ve kişinin hayat kalitesini düşürüyorsa bu durum artık bir destek ihtiyacına işaret eder.

Kaygıyı azaltmak için terapi nasıl yardımcı olur?

Terapi, kaygıyı azaltmada üç temel alanda etkili olur. İlk olarak kaygının kaynağını anlamana yardımcı olur. İkinci olarak kaygıyı sürdüren düşünce kalıplarını fark etmeni sağlar. Üçüncü olarak da kaygı geldiğinde ne yapacağını öğrenmene destek olur.

Özellikle bilişsel davranışçı terapi gibi yaklaşımlar, kaygıyı besleyen otomatik düşünceleri analiz eder ve kişinin daha gerçekçi düşünce biçimleri geliştirmesine yardımcı olur. Kaygı geldiğinde “Bu kesin kötü bitecek” diyen zihin, terapide “Şu an elimde hangi kanıt var?” gibi sorularla daha dengeli çalışmayı öğrenir.

Terapi aynı zamanda kaygının bedensel yönünü de ele alır. Nefes teknikleri, gevşeme egzersizleri ve bedensel farkındalık çalışmaları, kaygının yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak burada önemli olan, teknikleri ezbere uygulamak değil; kişinin kendini gerçekten tanıyarak bu teknikleri hayatına entegre etmesidir.

Kaygı tamamen yok olur mu?

Kaygının tamamen yok olması her zaman hedeflenmez. Çünkü kaygı, belli düzeyde olduğunda insanı harekete geçiren ve koruyan bir duygudur. Sorun, kaygının kontrolü ele almasıdır. Terapi sürecinde amaç kaygıyı sıfırlamak değil, kaygıyı yönetilebilir bir seviyeye indirmek ve kişinin “Kaygı geldiğinde ne yapacağını bilmesini” sağlamaktır.

Kaygı yaşayan kişiler genellikle kaygıdan kaçmaya çalışır. Kaygıyı hissetmemek için sosyal ortamlardan uzaklaşabilir, sürekli kontrol edebilir, aşırı düşünerek kendini yormaya devam edebilir. Bu kaçınma davranışları kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede kaygıyı büyütür. Terapi, bu döngüyü fark ettirir ve kişinin yeni başa çıkma yolları geliştirmesine destek olur.
 
Üst Alt